Açılım sürecinin analizi

Posted on October 23rd, 2009, by M. Kıvanç Önder
Önce ortaya içi bomboş bir “açılım” kavramı konur. Bu bir kutudur. Sorarlar “ne var bu kutunun içerisinde?” diye, cevap hep benzerdir: “Bu kutu bir süreç, içini birlikte konuşa konuşa dolduracağız“. Herkes umutlandırılır, söylemin ve söylenmenin ötesinde Güneydoğu’da terör nedeniyle mağdur olan tüm vatandaşlarımız bu kutunun içerisine konacakları heyecanla beklemeye başlar haklı olarak.

Tüm bunlar olup biterken 25 senedir gayrımeşru bir halde, sözümona “halklarının haklarını savunmak amacıyla” dağlarda askere, köylerde sivile, korucuya, kadına, bebeğe kurşun atan örgüt de kıpırdanmaya başlar. Örgütün siyasi devamı olan ancak son dönemin konjonktüründe şiddete karşı bir türlü tavır alamayan, dahası bunu söze dahi dökemeyen bir parti kendine siyasi arenada yer açmaya çalışmaktadır.

Hükümet ise aynı dönemde bu boş kutuyu kullanarak bölgenin oylarını almak peşindedir. Fakat önünde bir büyük engel vardır: Bölgenin oylarını silip süpüren, kendisine siyasi arenada yer arayan diğer parti. Dolayısıyla hem bölgenin oyları iktidar tarafından kendine yönlendirilmeli, hem de diğer parti tasfiye edilmelidir. Bu, düpedüz rakibin ortadan kaldırılmasıdır.

Aradan zaman geçer, bir grup terörist, sanki terörist değil de savaş içerisindeki iki devletten birinin temsilcileriymişçesine, üstelik kendilerine “barış gönüllüsü” gibi ilginç de bir isim koyarak bizim apartmanın kapısına gelirler. Otobüsle diyar diyar gezdirilirler, kısacık bir sorgunun ardından da serbest bırakılırlar. Bu sırada bölgede bazı şehirlerde çelik konstrüksüyonlu, profesyonel ışıklandırmalı sahneler kurulmuştur, bazı milletvekilleri terör örgütü ve terörbaşının posterleri eşliğinde konuşma yaparlar. Normalde en azından askerin yerle bir etmesi gereken bu düzenekler, bu gösteriler hiçbir müdahale ile karşılaşmaz.

Bellidir ki siyasi irade bu şovun yapılmasına göz yummuştur, mülki ve askeri yetkililer tembihlenmiştir. İktidar, bu işin toplumda yaratacağı infial ve isyanı öngörmüştür. Zira birazdan doğacak bu tepkiyi de alıp terör örgütü uzantısı partiye kanalize edecektir. Onları hedef gösterecektir. “Cık cık cık, bu gösteriş, bu debdebe çok yanlış, çoook” diyecektir… Biraz da ikna gücünden ve inandırıcılıktan uzak bir edayla…

Tam da bu esnada Anayasa Mahkemesi Başkanı, ta bir ay öncesinden “ay sonuna doğru terör örgütü uzantısı partinin kapatılması davası gündeme gelebilir” demiştir. Plan tıkır tıkır işlemektedir. Parti kapatma konusunda kendisinin de ağzı yanmış olan iktidarın bir yasal düzenleme ile bu demodeliği ortadan kaldırması iki saatlik bir işken nedense bu maddeye ısrarla dokunmamıştır. Çünkü o madde ilerde, yani bugün siyasi bir rakibe karşı kullanılacaktır.

Bu dansın adı “DTP’yi tasfiye etme, oylarını sahiplenme valsidir”.

Bomboş durmaya devam eden kutu, topluma “bakın sallıyorum sallıyorum, içinden amma da çok ses geliyor” denerek pazarlanmış, terör örgütü lideri ile yapılmış pazarlık sonucu rica minnet talep edilmiş 30 küsur terörist ülkeye gelmiş ve cümle şöyle kurulmuştur: “Açılımın ilk sonuçları alınmaya başladı, terör örgütü üyeleri teslim olmaya başladı”. (Oysa aynı terör örgütü mensupları demektedir ki “Biz teslim olmadık. Önderimiz ‘gidin’ dedi, geldik”).

Sürecin şova dönüşmesinin ağırlığı altında ezilmesi muhtemel olan terör örgütü uzantısı parti de bu furyada tasfiye edilecektir. Kağıt üzerinde çok akıllıca kurgulanmış görünen bu plan, işin içerisine insan faktörü girip de ete kemiğe büründüğünde aynı derecede akıllıca olmaktan uzaklaşacaktır.

Bu sürecin en komik ve izlemesi keyifli aktörleri ise, her fırsatta kendilerine durumdan vazife çıkartma budalası olan “liberaller” (liboş) ve marjinallerdir. Bu kesimin felsefesiz ve izansız “barışçılık” söylemi zaten öteden beri alışık olduğumuz şekilde “ben hep ‘barış barış’ dersem sen ’savaş savaş’ demiş gibi olursun” kurnazlığıdır. Kurnazlığının dahi boyutu ancak bu kadar olan bir kesimin de ciddiye alınıp muhatap kabul edilecek, masaya oturtulacak yanı yoktur. Onlar Türk siyasi tarihinde her daim mevcut olmuş “oda spreyi” sınıfıdır. Çoğunlukla yapay ve kötü kokuturlar ortamı ancak pencereyi aralayınca ömürleri beş-on dakikadır. Kalıcı olmamışlardır (dış destek eliyle palazlandırılmadıkları sürece).

Bekleyip göreceğiz…

StumbleUpon.com

Tags: , , , , , ,

Leave a Comment